eskiden chanta tashiyicilar olrak bilinirlerdi degishen dunya duzeni onlari artik odalarinin onunde ogrencilerin sira oldugu kishiler haline getirdi bazen derse bile giriyolar
öğrencilerle beraber zaman geçirirken yavşayabilen fakat sonradan üstün konumunun farkına varıp birdenbire de ciddileşebilen kişi, nasıl davranacağı pek kesin olmadığından çok samimi yakınlaşmalara girmek tehlikeli olabilir.
öğrencilikten yeni çıkmanın verdiği hamlıkla kendini hoca sanma arasındaki götü kalkıklık durumunun birleştiği pekçoğuna güvenilmemesi salıkverilen şahsiyetler
sagda solda kendilerinin ogretim gorevlisi olduklarini soyleyen, durumlarini iclerine sindirmekte ciddi anlamda gucluk ceken, faal olarak is uretmeyen, is hayatinda harcanan eforun yarisini dahi sarfetmeyen bir cogunun sirf her gun okula gitmek zorunda kalmakla dahi cani sikilabilen, yarisindan cogunun haybeye devletin parasini tukettigi insanlar grubu*
en iyi, en komik, en yakisikli, en cool (ayni zamanda!), en kapsamli, en yardimsever, en rahatlatici sinav gozetmeni, en gec odev okuyan, en cok odev okuyan, en kole, en cok dersten sorumlu, sifatlari ile bereber dusunmeyi goze alabildiginizde... ben
asların yaşadığı uzak ülke. bütün briççilerin gönlünde her şeyi bırakıp asistan yollarına düzülmek, o büyülü topraklara ulaşamasa bile ulaşma yolunda ölmek vardır.
universitelerimizdeki somuru duzeni neticesinde, vaktinde asistan olan, ama sonradan ugrasip didinerek docent, prof. unvani alan -bir kismi beceriksiz- ogretim gorevlileri (ya da uyesi, her neyse) nedeniyle, cogunlukla onlarin yardimcisi (hizmetcisi?) konumundaki kisiler. hocalari icin tez yazarlar, odevlerine bakarlar, cantalarini tasirlar vs vs vs... [daha gider bu]
asil amaclari, yuksek lisans ve doktora yapip bilime katkida bulunmak olmasi gerekirken, cay tasiyiciligi, kagit kontrolorlugu, ders anlaticiligi gibi diger alt dallarda da calismaktadirlar. herbiri aslinda birer mucize insanidir, bir yandan onca isi yapip, hocalarina yardim ederken [belki de zorla], diger yandan tezleri ile ilgilenirler, sabahlara kadar, simulasyon/arastirma/gelistirme yaparlar, ozel hayatlarini yurutmeye calisirlar, aldiklari dersleri halletmek icin ugrasirlar, ve aldiklari acinacak derecede az maas ile de gecinirler.
tabii ki, hepsi boyle degildir. cok daha iyi kosullarda olanlari da vardir elbet, genellememek gerekir.
universitelerde pecking order genelde asagidan yukariya su sekildedir: akademik personel (proflar), yonetsel personel, temizlikciler ve benzerleri, ogrenciler, rektorun kopegi, rektor yardimcisinin kedisinin piresi ve de asistanlar. ozellikle ozel universitelerde, asistanlarin gunah kecisi ve amele moduna dusurulmeleri cok asiridir. bir yandan hemen hemen kendi yasitlari olan ogrencilerle yuz goz olurlar, diger taraftan da yonetsel ve akademik binbir turlu sorun ve engelle ugrasirlar. gecenin bir yarisi gozlerinden uyku akarken iclerinden deger mi sorusu gecer mi diye sorarsaniz, genelde bu soruyu soramayacak kadar hayatlari monotonlasmis ve akintiya karsi yuzme seklinde gecmektedir. tabii bu arabesk tabloyu biraz acarsak aralarinda boyun egmeyenler bulunur.
genelde ofis boydan tek farkları üniversite mezunu olmaları ve daha az para kazanmalarıdır. idealist olanları kısa sürede kimlik bunalımına girer. bir yandan hocaların kaprislerini diğer yandan öğrencilerin şikayetlerini çekerler. ilk yıllarının sonunda asistanların büyük çoğunluğunun hayattan bezdiği ve en kısa sürede okul önünde simit satmaya karar verdikleri görülmüştür (ara: diplomalı)
universite ortamlarinda hem ogretim uyeleri, hem de ogrenciler tarafindan kullanilan, somurulen, ezilmeye calisilan, veya ezilen, sindirilmeye calisilan, veya sindirilen insanlar toplulugu. kalabaligin icindeki yalniz insanlardir. yapmalari gereken o kadar cok is vardir ki, aralarindan bazilari serseri mayin modunda olurlar bu yuzden. akademik rekabetten midir, yoksa aralarindan bazilarinin tempra* olmaya musait olduklarindan midir, kendi aralarinda da dogru duzgun bir birlik yoktur. akademik olarak yukselenler de, istisnalar mustesna, zamanla somurucu duzeninin bir parcasi olmak yolunda ilerlerler.
genelde lisansüstü öğrencisi olduğu için öğrenici-öğretici arası kişidir. doğal olarak kafası karışıktır. kendisiyle, asistan kardeşleriyle, öğrenici ve öğretici kısmısıyla şizofrenik bir ilişki içersindedir. akademik çevrelerde "araştırma görevlisi", halk arasında "asistan parçası" olarak bilinir.